www.ofoventura.com.tr
 
 
Publications

GROKSTER VE YENI YUZYIL:
TEKNOLOJI TELIF HAKLARINA KARSI

Özlem Futman, 13 Eylul 2005 / Dünya Gazetesi

Amerika'nın en güçlü insanları kimlerdir sizce? Başkan Bush? Donald Rumsfeld? Kendi ilgi alanlarınıza, politik görüşünüze ve daha birçok kritere göre değişik sınıflandırmalar yapabilirsiniz. Ancak şunu söyleyeyim ki Amerikan Yüksek Mahkemesi -Supreme Court of the United States- üyelerini bu listeye dahil etmemişseniz listeniz asla ve asla tamam sayılmaz. Bu 9 kadın/adam özellikle oybirliğiyle bir karar vermişse sadece kararın tarafı olanlar değil Amerika'da herkes silkinip kendine gelmek ve oturup düşünmek zorundadır. Tam da şu anda birilerinin yapmakta olduğu gibi!

27 Haziran 2005 tarihinde Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin (AYM) 9 yargıcı aynı sonuca vardı: Grokster yapılan telif hakkı ihlallerinden sorumludur. Bu karar kimleri ilgilendirir? Grokster gibi internetten müzik/görüntü indirmeye yarar bilgisayar yazılımlarını üretenler -satanlar- teknoloji şirketleri, oyunun diğer baş aktörleri olan film ve müzik şirketleri, söz yazarları ve ses sanatçıları ve elbetteki tam da şu anda mesela yan odada sizin çocuğunuzun yaptığı gibi bu programları kullanarak bilgisayarına müzik/film indirip dinleyenler/izleyenler.

Bu karar ve bu dava neden önemli? Çünkü bu dava, teknoloji ile telif haklarının yani yaratıcılığın karşı karşıya geldiğinin ve dengelerin artık bozulmaya yüz tuttuğunun hukuk yoluyla ifşasıdır. Kısacası bir yol ayrımına gelinmiştir. Davada mahkemenin yaptığı çok önemli bir tespit var "üzerinde telif hakkı olan eserlerin dijital yollarla izinsiz dağıtımı, telif hakkı sahiplerini hiçbir zaman olmadığı kadar tehdit etmektedir. Yapılan her bir kopyalama, orijinal eserin bire bir aynısıdır. Kopyalama yapmak çok kolaylaşmıştır ve bugün özellikle gençler dosya paylaşımı (file sharing) yazılımlarını özellikle üzerinde telif hakkı olan eserleri kopyalamakta kullanmaktadır."

Amerika'da verilen bir karar bizi niye ilgilendirsin? İnternet bugün, doğasının bir sonucu olarak, uluslararası sınırları ortadan kaldırırken, hukuk sistemlerini de zorluyor. Her gün gazetelerde yer alan "müzik sektörünün darboğazda olmasının önemli bir sebebi de internetten bedava indirilen şarkılardır" yakınmaları tanıdık gelmiyor mu? Demek ki sorun aynı sorun ve bakalım Amerikalılar bu konuda ne noktadalar, bugün onlaraysa yarın bize çünkü.

Suç kimde?
Şimdi davanın künyesine göz atalım, yani kim kimi, ne yüzden dava etmiş.
Davacılar: Aralarında Metro-Goldwyn-Mayer (MGM), Warner Brothers gibi büyük film ve müzik şirketlerinin ve ayrıca söz yazarlarının bulunduğu oldukça kalabalık ve güçlü bir "telif hakları sahipleri grubu" (bundan sonra kısaca MGM diyelim). Davalılar: Grokster Ltd. ve StreamCast (bundan sonra Grokster diye analım).

Tedbir ve tazminat taleplerini de içeren bu davada MGM şu iddialarda bulundu: 1- Grokster'ın kullanıcıları MGM'nin telif haklarına tecavüz ediyor. 2- Grokster da bilerek ve isteyerek söz konusu yazılımı kullanıcılara dağıtarak bu tecavüzün gerçekleşmesine sebep oluyor, dolayısı ile Grokster sorumludur.

Peki Grokster ne yapmıştı da bu kadar çok şirketi ve insanı kendisine dava açmak zorunda bırakmıştı? Grokster, internet üzerinden bedava bir bilgisayar yazılım dağıtıyordu ve bu yazılıma sahip olan bilgisayar kullanıcıları doğrudan birbirleri ile elektronik dosya paylaşımı yapabiliyordu. Bu ilk bakışta Napster'i çağrıştırıyor öyle değil mi? Hayır değil. Napster sisteminde ortada bir merkez server vardı ve paylaşım doğrudan kullanıcılar arasında değil, ancak bu server vasıtası ile olabiliyordu. Biliyorum böyle anlatınca biraz sıkıcı oluyor, isterseniz uygulamada Grokster sisteminin ana hatları ile nasıl çalıştığına bir bakalım:

1- Davalılar Grokster ve StreamCast aşağı yukarı aynı mantıkla çalışan teknolojiler kullanıyorlar; Grokster'ınki FastTrack, StreamCast'ınki Gnutella diye adlandırılıyor. Siz davalıların yazılımlarını bilgisayarınıza bedavaya yüklüyor ve bu yukarıda behsettiğim teknolojilerden yararlanmaya başlıyorsunuz.

2- Diyelim Madonna'dan Music şarkısını ya da bir video film arıyorsunuz. Ara tuşuna tıklıyorsunuz.

3- Bilgisayarınız FastTrack veya Gnutella teknolojilerine uyumlu yazılıma sahip bilgisayarlar arasında tarama yapmaya başlıyor. FastTrack sisteminde indeksleme yapmak üzere tanımlanmış bilgisayarlar var, yani bunlar kendilerine bağlı bilgisayarlarda hangi dosyaların tutulduğunu biliyorlar. Dolayısı ile sizin verdiğiniz komut önce sizin bağlı olduğunuz indeksleme yapan bilgisayara gidiyor. Bu bilgisayar kendisine bağlı olan kullanıcıların dosyalarının listesine bakıyor ve eğer istediğiniz şarkı herhangi bir kullanıcıda varsa size onun nerede olduğunu bildiriyor. Siz de isterseniz bunun bir kopyasını indiriyorsunuz. Yok indeksleme bilgisayarı kendi listesinde bulamamışşa şarkıyı o zaman diğer indeksleme bilgisayarlarına soruyor ve şarkı bulununca da yine size bildiriliyor.

Gnutella sisteminin bazı sürümlerinde indeksleme bilgisayarları yok, bu demektir ki bir dosya aradığınızda doğrudan diğer kullanıcılar ile iletişime geçip arama yapıyorsunuz. Yani indeksleme bilgisayarları safhasını atlıyorsunuz. Şarkınız bulundu ve siz o şarkıyı bilgisayarınıza indirdiniz. Şimdi siz ne yaptınız?

İnternetin mucizelerinden yararlanarak müzik dinlediniz, paranız cebinizde kaldı, sadece bir tek güzel şarkı için 10 şarkılık bir CD'ye para ödemekten kurtuldunuz değil mi? Ama bir şey daha yaptınız: Telif hakları ihlali! Nasıl mı? İndirdiğiniz şarkı, üzerinde telif hakkı olan bir eser ve siz de onu izinsiz kopyalamış oldunuz.

Görüleceği üzere aslında Grokster burada telifli eserleri bizzat kopyalamıyor, onları Napster gibi bir noktadan (server) isteyene dağıtmıyor, siz bilgisayarı kullanan kişi ve akıllı-fikirli bir birey olarak hangi şarkıyı ya da filmi kopyalayacağınıza karar verip, kendi hur iradeniz ile bunu gerçekleştiriyorsunuz.

Öyleyse Grokster'ın suçu ne?
Grokster'ın savunmasına göre bu yazılım telif hakları ihlaline sebep olmak için değil, sadece dosya paylaşımı yapılmasını sağlamak için üretilmişti. Bunu kötü niyetli kullanmış olanlar olabilirdi belki ama bu Grokster'ın suçu değildi ki! Şirket sadece programı dağıtıyordu ve her bir kullanıcının hangi tarihte, hangi dosyaları indirdiğini tek tek bilmesine de imkan yoktu. Aslında Grokster'ın bu savunması Amerikan telif hakları tarihinin çok önemli kararlarından birine atıf yapıyordu. Çoğunuz Sony şirketinin 80'li yılların başında ürettiği videoları ve betamax kasetleri hatırlarsınız. Bu buluş çok popüler olmuş, herkes televizyonlardan istediği programları kayıt edip tekrar tekrar izlemeye başlamış ve çok geçmeden televizyon şirketleri ve program yapımcıları ayaklanıp Sony aleyhine dava açmıştı. Karardaki telif hakları, sorumluluk halleri, patent ile telif haklarının yolu nerelerde kesişir konularını bir kenara koyarsak AYM özetle şöyle demişti: "Eğer bir kişinin ürettiği mal hem telif hakları ihlali yapılması amacı ile ve hem de ihlale sebep olmayan amaçlar için kullanılma kapasitesine sahipse ve makineyi üretenin ihlal yapıldığından doğrudan bilgisi yoksa sorumluluğu da yoktur." Bu şekilde Sony'nin bir sorumluluğu olmadığı tespit edildi. Kararın doğal sonucu video sektörünün, fotokopi makinelerinin, MP3 çalarların önünün açılması ve bunların satışında yaşanan patlama oldu.

İşin özü Grokster "benim yaptığımın Sony'nin yaptığından bir farkı yok, ben de sorumlu değilim" diyordu. Gerçekten de öyle miydi acaba? Pek sayılmaz. Şimdi elimizdeki resme biraz daha dikkatli bakalım.

1- Bilindiği üzere 2001 yılında Napster'ın telif hakları ihlali yapılmasını kolaylaştırdığı ve buna yardım ettiğinin, yani sorumlu olduğunun AYM kararı ile sabit olmasının ardından bu şirket deyim yerindeyse battı. Napster daha popülerken ve hakkında dava açılmamışken dahi ortadaki pasta Grokster'ın ağzını sulandıracak kadar büyüktü ve daha o tarihlerde Grokster bu konu üzerinde çalışmaya başlamıştı. Hedef belliydi "yeni Napster olmak." Napster'ın mahkeme kararı neticesinde ömrünü tamamlamasının ardından 50 milyon kişilik bir müşteri potansiyeli ortada dolaşmaya başladı. İşte Grokster'ın ilk hedefi bu 50 milyon kullanıcıya ulaşmaktı. Mesela davalılardan StreamCast reklam verenlerle yaptığı görüşmelerde "yaptığımız şey Napster'in yaptığının aynısı" diyerek tanıtım yaptığı gibi, şirket piyasada kendini yeni Napster olarak konumlandırdı. Bunun yanında Grokster, internette arama motorlarına "Napster" ya da "free filesharing" yazarak arama yapanları kendi web sitesine yönlendirebileceği bir sistem kurdu.

Bunun dışında, mesela film ve müzik şirketlerinin dosyaya ibraz ettiği delillere göre Grokster kullanıcılara zaman zaman mesajlar gönderiyordu. Bu mesajlarda diğer dosya paylaşımı yapan şirketlerden daha iyi servis verildiği ve yeni-popüler filmlerin sisteme dahil edildiği bildiriliyordu. Grokster'ın yeni Napster olmak için yaptığı tüm faaliyetlere burada değinemiyoruz maalesef ama şu soruyu sormadan da edemiyoruz; "Ne iyi niyet ama değil mi?"

2- Mahkeme kayıtlarına geçen delillerden anlaşıldığı üzere, bazı kullanıcılar Grokster'a mesaj göndererek indirdikleri filmleri oynatırken karsılaştıkları sorunlar ile ilgili sorular soruyorlar yani danışmanlık alıyorlardı. Bu demekti ki Grokster yapılan eylemden haberdar olmak bir yana, danışmanlık vererek eylemi destekliyor ve buna aktif olarak katılıyordu.

3- Grokster, yapılanın yanlış olduğu, hukuki sonuçları olabileceğine ilişkin herhangi bir uyarıda bulunmuş muydu kullanıcılarına? Hayır. Tabii telif hakkı sahiplerinin dava açmadan önce çektikleri ihtarnameden sonra kullanıcılara gönderilen uyarı mesajını saymazsak!

4- Uyarının pratikte pek fazla hükmü olmayabilir elbette. Bu bağlamda Grokster ihlalin önüne geçmek veya zararı azaltmak için bir filtreleme sistemi kurmuş muydu? Yani telif hakki ihlali yapıldığını tespit edip, o dosyaların indirilmesini engelleyen bir düzenek var mıydı yazılımda? Hayır. Hatta davalılardan StreamCast bu konuda siteyi izleyerek ihlal yapılıp yapılmadığının tespiti için yardım öneren bir şirketi reddetmişti. Bu yetmiyormuş gibi StreamCast bu tip şirketlerin internet protokol adreslerini bloke ederek izleme yapmalarına engel olmuştu. Görüyorsunuz ki kıran kırana bir mücadele olmuş.

5- Hangi dosya ne zaman indirilmiş belki tespit edilemiyordu ama birkaç adımda sistemin içinde hangi dosyaların indirilmeye hazır halde beklediğini öğrenmek mümkündü aslında. MGM'nin yaptırdığı araştırmanın sonucuna göre her ay Grokster sisteminde milyonlarca dosya paylaşımı yapılıyordu ve sistemde indirilmeye hazır bekleyen dosyaların yüzde 90'ını telif hakları kapsamına giren eserlerdi. Bu demekti ki kullanıcıların "paylaştığı" yani "kopyaladığı" dosyaların (filmler, müzikler) yüzde 90'ın üzerinde telif hakkı olan eserlerdi.

6- Grokster yazılımı bedava dağıtıyordu, gelirini ise reklamlardan elde ediyordu. Alınan reklamlar kullanıcıların bilgisayarlarına yönlendiriliyordu. Dolayısı ile sisteme ne kadar çok kullanıcı katılırsa alınan reklamların oranı o kadar artıyor nihayetinde de reklamdan elde edilen gelir o oranda yükseliyordu.

Bütün bu bilgi ve delillerin ışığında AYM, Grokster'ın hukuken sorumlu olduğu sonucuna vardı. Şimdi elbetteki işin teknoloji tarafında bulunan kişi ve kurumlar düşünmekteler: Ne yapmalı da bu işin arasını bulacak-bizi sorumlu kılmayacak bir sistem yaratmalı?

Napster'ın ortaya çıkması az daha birçok müzik şirketinin sonu oluyordu. Açılan dava sonucunda Napster'ın sorumluluğu tespit edildi ve bu şirket hemen hemen piyasadan silindi. O raundu telif hakları sahipleri kazandı. Akabinde karşı tarafın bir atağı olarak Grokster'ı görüyoruz. Grokster, Napster'ın hedefine başka bir yoldan varmaya çalıştı; elini dosya paylaşımı işine daha az süren bir sistem yarattı. Grokster server sistemini değiştirdi ve "bizzat kullanıcıların" dosyaları paylaşmasına olanak verdi. Ancak Grokster'da sorumlu bulundu. Ben bu maçın bittiğine henüz inanmıyor ve karşı takımın atağını bekliyorum doğrusu. İşte bu noktada hukukun durduğu yer çok önem taşıyor. Mahkemenin de belirttiği gibi bu karar teknolojiye karşı bir karar değil, ancak teknolojinin gelişirken telif haklarını öldürmeyecek bir sistem yaratması gerektiğinin altını çiziyor ve kötü niyetle, bile bile yapılan telif hakları ihlaline izin verilmeyeceğini net bir şekilde söylüyor.

Bugün değilse bile yarın öbür gün Grokster kararının etkileri başta ABD olmak üzere tüm dünyada hissedilecektir demek fazla iddialı olmaz. Bekleyip görelim.

<< BACK





Since its establishment, OFO VENTURA has been a sincere supporter of the arts. Actors, actresses, museums, art foundations, and singers have always had a privileged position among our clients.
more >>

Newsletters
To receive latest newsletter, please send an email message to
info@ofoventura.com.tr

 
 

ADDRESS :
HALASKARGAZI CAD.
CANKAYA APT.
NO: 266 K: 2 34380
SISLI, İSTANBUL,
TURKEY

PHONE :
+90 (0) 212 219 67 33

FAX :
+90 (0) 212 234 17 09

info@ofoventura.com.tr

To see the location of our Office see below
MAP
 
© 2005 - OfoVentura - All Rights Reserved